Kambriyen devrinde aniden ortaya çıkan farklı
canlı gruplarının en ilginçlerinden biri, sonradan soyları
tükenmiş olan trilobitlerdir. Artropodlar filumuna dahil
olan trilobitler, sert kabukları, boğumlu vücutları ve kompleks
organları ile çok karmaşık canlılardır. Fosil kayıtları,
trilobitlerin gözleri hakkında dahi çok detaylı tespitler
yapılmasını sağlamıştır. Bir trilobit gözü yüzlerce küçük
petekten oluşur ve bu peteklerin her birinin içinde çift
mercek yer almaktadır. Bu göz yapısı tam bir tasarım harikasıdır.
Harvard, Rochester ve Chicago Üniversiteleri'nden jeoloji
profesörü David Raup; "Trilobitlerin gözü, ancak günümüzün
iyi eğitim görmüş ve son derece yetenekli bir optik mühendisi
tarafından geliştirilebilecek bir tasarıma sahipti" demektedir.54
Kambriyen devri canlilarini
tasvir eden bir baska illüstrasyon
|
İşte sadece trilobitlerin bu olağanüstü karmaşık
yapısı bile, Darwinizm'i tek başına geçersiz kılmaktadır.
Çünkü daha önceki jeolojik devirlerde bu canlılara benzer
hiçbir kompleks canlı yaşamamıştır ve bu da göstermektedir
ki trilobitler arkalarında hiçbir evrim süreci olmadan ortaya
çıkmışlardır.
Kambriyen devrindeki bu olağanüstü durum, Charles
Darwin Türlerin Kökeni'ni kaleme alınırken de az
çok biliniyordu. O devrin fosil kayıtlarında da, Kambriyen
devrinde canlılığın birdenbire ortaya çıktığı gözlemlenmiş,
trilobitlerin ve diğer bazı omurgasızların aniden belirdikleri
tespit edilmişti. Bu yüzden Darwin Türlerin Kökeni adlı
kitabında bu konuya değinmek durumunda kaldı. O sıralarda
Kambriyen devri "Siluryen devri" olarak tanımlanıyordu.
Darwin ise "Bilinen Eski Fosil Kayıtlarında Farklı Türlerin
Aniden Ortaya Çıkışı Üzerine" başlığı altında bu konuya
değinmiş ve Siluryen devri hakkında şöyle yazmıştı:

Trilobitlerin gözü, her biri çift mercek içeren yüzlerce
küçük petekten oluşan bir "tasarım harikası"ydı.
|
Siluryen devrine ait trilobitlerin,
bu devirden çok daha önceleri yaşamış olan ve bilinen hayvanların
hiçbirine benzemeyen bir tür kabuklu havyandan evrimleştiği
konusunda hiç kuşkum yok... Sonuçta, eğer benim teorim doğruysa,
en eski Siluryen tabakasının oluşumundan önce, çok uzun
zaman dilimleri geçmiş olmalı, Siluryen devrinde bu güne
kadar geçmiş olan zaman kadar uzun zaman dilimleri. Ve henüz
bilinmeyen bu zaman dilimleri içinde dünya canlı yaratıklarla
dolup taşmış olmalı. Bu büyük zaman dilimlerine ait fosil
kayıtlarını neden bulamadığımız sorusu karşısında ise verebilecek
tatmin edici bir cevabım yok. 55
Darwin, "eğer teorim doğruysa,
trilobitlerden önceki devirler, bu canlıların atalarıyla
dolup taşmalı" demişti. Ama Darwin'in hayal ettiği
bu canlılardan tek bir tane bile bulunamadı.
|
Darwin "eğer teorim doğruysa, dünya Siluryen
(Kambriyen) devri öncesinde yaşayan canlılarla dolup taşmış
olmalı" demişti. Bu canlıların neden hiçbir fosili olmadığı
sorusuna ise, tüm kitabı boyunca tekrarladığı "fosil kayıtları
çok yetersiz" bahanesiyle cevap bulmaya çalışmıştı. Ama
bugün fosil kayıtlarının yeterli olduğu da, Kambriyen devri
canlılarının bir ataları olmadığı da ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Bu ise Darwin'in "eğer teorim doğruysa" diye başladığı cümlesini
geri çevirmemizi gerektirmektedir; Darwin'in varsayımları
tutmamıştır ve dolayısıyla teorisi doğru değildir.
Kambriyen devrine ait kayıtlar, hem trilobitler
gibi kompleks canlı vücutlarıyla, hem de çok farklı canlı
vücutlarının aynı anda ortaya çıkmasıyla, Darwinizm'i yıkmaktadır.
Darwin, kitabında "eğer aynı sınıfa ait çok sayıdaki
tür gerçekten yaşama bir anda ve birlikte başlamışsa, bu
doğal seleksiyonla ortak atadan evrimleşme teorisine öldürücü
bir darbe olurdu" diye yazmıştır.56
Kambriyen devrinde ise, başta da belirttiğimiz gibi, türler
gibi benzer kategoriler bir yana, 60'ı aşkın farklı havyan
şubesi yaşama bir anda ve birlikte başlamıştır. Bu, tam
olarak Darwin'in "öldürücü darbe" olarak tarif ettiği tabloyu
ispatlamaktadır. Bu yüzden İsveçli paleontolog Stefan Bengston,
Kambriyen devrinden söz ederken "Darwin'i şaşırtan ve
utandıran bu olay bizi de hala şaşırtmaktadır" der.57
Trilobitler hakkında belirtilmesi gereken bir
diğer konu da, bu canlılardaki 530 milyon yıllık petek göz
sisteminin, bugüne kadar hiç değişmeden gelmiş olmasıdır;
arı ya da yusufçuk gibi günümüzdeki bazı böcekler de aynı
göz yapısına sahiptir.58
Bu bulgu, evrim teorisinin canlıların ilkelden karmaşığa
doğru geliştiği yönündeki iddiasına da yine "öldürücü bir
darbe" indirmektedir.
  
54
David Raup, "Conflicts Between Darwin and Paleontology", Bulletin,
Field Museum of Natural History, cilt 50, Ocak 1979, s. 24
55 Charles Darwin, The
Origin of Species, 1859, s. 313 - 314
56 Charles Darwin, The
Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard
University Press, 1964, s. 302
57 Stefan Bengston,
Nature, Vol. 345, 1990, s. 765.
58 R. L. Gregory, Eye
and Brain: The Physiology of Seeing, Oxford University Press,
1995, s. 31.
|