Dinozor, kertenkele, kaplumbağa ya da timsah...
Tüm bu canlılar, "sürüngenler" olarak bilinen aileye aittir.
Dinozorlar gibi bazı sürüngenlerin soyu tükenmiştir, ama
bazıları hala yaşamaktadır. Sürüngenlerin kendilerine has
özellikleri vardır. Hepsinin vücudu, "pul" olarak adlandırılan
sert kabuklarla kaplıdır. Soğukkanlıdırlar, yani kendi vücut
ısılarını üretemezler. Bu yüzden de her gün güneşe çıkıp
vücutlarını ısıtma ihtiyacı duyarlar. Yavrularını ise yumurtlayarak
dünyaya getirirler.
Bu canlıların kökeni ele alındığında, evrim
teorisinin yine açmazda olduğu görülür. Bu konudaki Darwinist
iddia, sürüngenlerin amfibiyenlerden evrimleştiği şeklindedir.
Ama bu iddiayı destekleyecek hiçbir somut bulgu yoktur.
Aksine, amfibiyenler ile sürüngenler arasında yapılabilecek
bir inceleme, iki canlı grubu arasında çok büyük fizyolojik
farklar bulunduğunu ve "yarı sürüngen-yarı amfibiyen" bir
canlının yaşama şansı olmadığını göstermektedir.
Bunun bir örneği, iki farklı canlı grubunun
yumurta yapılarıdır. Amfibiyenler yumurtalarını suya
bırakırlar. Yumurtalar su içindeki gelişimleri için uygun
bir yapıdadırlar; son derece geçirgen ve şeffaf bir zar
ve jölemsi bir kıvama sahiptirler. Oysa sürüngenler karada
yumurtlarlar ve dolayısıyla yumurtaları da karadaki kuru
iklime uygun olarak tasarlanmıştır. "Amniotik yumurta" olarak
da bilinen sürüngen yumurtasının sert kabuğu hava geçirir,
ama su geçirmez. Bu sayede yavrunun ihtiyaç duyduğu sıvı,
o yumurtadan çıkıncaya kadar saklanır.
Amfibiyen yumurtaları eğer karaya bırakılacak
olsa, kısa zamanda kuruyacak ve içindeki embriyolar da ölecektir.
Bu durum, sürüngenlerin kademeli olarak amfibiyenlerden
evrimleştiklerini öne süren evrim teorisi açısından açıklanamayan
bir sorundur. Çünkü karada yaşam başlayacaksa, amfibiyen
yumurtasının tek bir nesil içinde amniotik yumurtaya dönüşmesi
zorunludur. Bunun evrim mekanizmaları olarak öne sürülen
doğal seleksiyon-mutasyon tarafından nasıl yapılmış olabileceği
açıklanamamaktadır.
Öte yandan, fosil kayıtları da sürüngenlerin
kökenini evrimci bir açıklamadan yoksun bırakmaktadır. Ünlü
evrimci paleontolog Lewis L. Carroll, "Sürüngenlerin Kökeni
Sorunu" başlıklı bir makalesinde bu gerçeği şöyle kabul
eder:
Ne yazık ki sürüngenlerin ortaya çıkışı öncesinde
var olan tek bir sürüngen atası örneği yoktur. Bu ara
formların olmayışı, amfibiyen-sürüngen geçişi hakkındaki
çoğu problemi çözümsüz bırakmaktadır.73
|
YUMURTALARIN FARKI
Amfibiyen-sürüngen evrimi senaryosunun tutarsızlıklarından
biri de, yumurtaların yapısıdır. Su içinde gelişen
amfibiyen yumurtaları, jölemsi bir yapıya ve geçirgen
bir zara sahiptir. Oysa sürüngen yumurtaları, sağdaki
dinozor yumurtası rekonstrüksiyonunda görüldüğü
gibi, kara şartlarına uygun sert ve su geçirmez
bir yapıdadır. Bir amfibiyenin "sürüngenleşmesi"
için yumurtalarının tesadüfen kusursuz bir sürüngen
yumurtasına dönüşmesi gerekir. Oysa böyle bir dönüşüm
sırasındaki en ufak bir hata, canlının neslinin
tükenmesine yol açacaktır.
|
Omurgalı paleontolojisi konusunda otorite sayılan
Robert Carroll ise "en erken sürüngenlerin, tüm amfibiyenlerden
çok farklı olduklarını ve atalarının hala belirlenemediğini"
kabul etmek zorunda kalır.74
Aynı gerçek Stephen Jay Gould tarafından da kabul edilmekte
ve Gould, "hiçbir fosil amfibiyen, tümüyle karada yaşayan
omurgalıların (sürüngen, kuş ve memelilerin) atası olarak
görünmüyor" demektedir.75
Şimdiye dek "sürüngenlerin atası" olarak gösterilmeye
çalışılan en önemli canlı ise, Seymouria adlı amfibiyen
türü olmuştur. Oysa Seymouria'nın bir ara form olamayacağı,
Seymouria'nın yeryüzünde ilk kez ortaya çıkışından
30 milyon yıl öncesinde de sürüngenlerin yaşamış olmasının
bulunmasıyla ortaya çıkmıştır. En eski Seymouria
fosilleri, Alt Permiyen tabakasına, yani bundan 280 milyon
yıl öncesine aittir. Oysa bilinen en eski sürüngen türleri
olan Hylonomus ve Paleothyris, Alt Pensilvanyen
tabakalarında bulunmuşlardır ki, bu tabakalar 330-315 milyon
yıl öncesine aittir.76
"Sürüngenlerin atası"nın, sürüngenlerden çok sonra yaşamış
olması elbette imkansızdır.
Kısacası bilimsel bulgular, sürüngenlerin
yeryüzünde evrim teorisinin öne sürdüğü gibi kademeli bir
gelişimle değil, hiçbir ataları olmadan bir anda ortaya
çıktıklarını göstermektedir.
|
|
SEYMOURIA
YANILGISI
Evrimciler bir zamanlar solda fosili yer alan Seymouria
adlı canlının, amfibiyen ile sürüngen arası bir geçiş
formu olduğunu iddia etmişlerdi. Bu senaryoya göre,
Seymouria "sürüngenlerin ilkel atası" idi. Ancak sonraki
fosil bulguları, Seymouria'nın yeryüzünde ilk kez
ortaya çıkışından 30 milyon yıl öncesinde de sürüngenlerin
yaşadığını gösterdi. Bu durum karşısında, evrimciler,
Seymouria hakkındaki yorumlarını sona erdirmek zorunda
kaldılar.
|
  
73 Lewis
L. Carroll, "Problems of the Origin of Reptiles" Biological
Reviews of the Cambridge Philosophical Society, vol 44. s.
393
74 Robert L. Carroll,
Vertebrate Paleontology and Evolution, New York: W. H. Freeman
and Co., 1988, s. 198
75 Stephen Jay Gould,
Eight (or Fewer) Little Piggies, Natural History, no. 1.,
Jan 1991, vol. 100, s. 25
76 Barbara J. Stahl,
Vertebrate History: Problems in Evolution, Dover, 1985. s.
238-39
|