Sürüngen-kuş evrimi senaryosunu imkansız kılan
bir başka neden, kuş akciğerinin evrimle açıklanamayan özgün
yapısıdır.
Kara canlılarının akciğerleri "çift yönlü"
bir yapıya sahiptir: Nefes alma sırasında, hava akciğerdeki
dallanmış kanallar boyunca ilerler ve küçük hava keseciklerinde
son bulur. Oksijen-karbondioksit alışverişi burada gerçekleştirilir.
Ancak daha sonra, kullanılmış olan bu hava, tam ters yönde
hareket eder ve geldiği yolu izleyerek akciğerden çıkar,
ana bronş yoluyla da dışarı atılır.
Kuşlarda ise hava akciğer kanalı boyunca "tek
yönlü" hareket eder. Akciğerlerin giriş ve çıkış kanalları
birbirlerinden farklıdır ve bu kanallar boyunca uzanan özel
hava kesecikleri sayesinde hava daimi olarak akciğer içinde
tek yönlü olarak akar. Bu sayede kuş, havadaki oksijeni
kesintisiz olarak alabilir. Böylece kuşun yüksek enerji
ihtiyacı karşılanmış olur. "Avien akciğer" olarak bilinen
bu özel solunum sistemi, konunun uzmanlarından H. R. Duncker
tarafından şöyle anlatılmaktadır:
Kuşlarda ana bronş, akciğer
dokusunu oluşturan tüplere ayrılır. "Parabronş" olarak adlandırılan
bu tüpler sonunda tekrar birleşerek, havanın akciğerler
boyunca tek bir yönde devamlı akımı sağlayacak sistemi meydana
getirirler... Kuşlardaki akciğerlerin yapısı ve genel solunum
sisteminin çalışması tümüyle kendine özgüdür. Kuşlardaki
bu "avien" sistemi başka hiçbir omurgalı akciğerinde bulunmaz.
Bu sistem bütün kuş türlerinde aynıdır. 9
SÜRÜNGEN AKCİĞERİ KUŞ
AKCİĞERİ
Kuş akciğerleri, kara canlılarının
akciğerlerine göre tamamen ters biçimde işler. Kara
canlıları havayı aynı kanaldan alır ve verirler. Kuşlarda
ise hava akciğerde sürekli tek bir yönde hareket eder.
Bu, akciğerlerin etrafında bulunan özel "hava kesecikleri"
tarafından sağlanmaktadır. Detayları yan sayfada görülen
bu sistem sayesinde kuşlar bizim gibi kesintili biçimde
değil, sürekli olarak nefes alırlar. Uçuş sırasında
yüksek miktarda oksijene ihtiyaç duyan kuşlar için böyle
özel bir "tasarım" yapılmıştır. Bu yapının sürüngen
akciğerinden evrimleşerek ortaya çıkması ise imkansızdır,
çünkü iki farklı akciğer yapısı arasındaki "ara" bir
yapıyla nefes alınamaz.
|
 |

NEFES ALIRKEN: Kuşun nefes
borusundan içeri giren temiz hava, hem akciğere, hem
de akciğerin arkasında bulunan arka hava keseciklerine
girer. Akciğerde bulunan kirlenmiş hava ise ön hava
keseciklerine aktarılır.
|
 |
NEFES VERİRKEN:
Kuş nefes verirken, arka hava keseciklerinde biriktirilmiş
olan temiz hava, akciğerin içine dolar. Bu sistem sayesinde
kuşun ciğerlerinde temiz hava akımı hiç kesilmeden devam
eder.
Bu şemalarda çok basitleştirilmiş
halde gösterilen bu akciğer sisteminin daha pek çok detayı
vardır. Örneğin ciğerlerle keseciklerin bağlantı noktalarında,
havanın doğru yönde akmasını sağlayan özel tıkaçlar ve
kapakçıklar bulunmaktadır. Tüm bunlar, ortada çok kusursuz
bir tasarım olduğunu göstermektedir. Bu tasarım, hem evrim
iddiasına yönelik öldürücü bir darbe, hem de açık bir
yaratılış delilidir. |

Kuş akciğeri içinde yer alan ve havanın tek yönlü
olarak hareket etmesini sağlayan küçük "parabronş"
tüpleri. Bu tüplerin her biri 0.5 mm çapındadır.
|
Önemli olan, çift yönlü hava akışına sahip
olan sürüngen akciğerinin, tek yönlü hava akışına sahip
olan kuş akciğerine evrimleşmesinin imkansız oluşudur. Çünkü
bu iki akciğer yapısının arasında kalacak bir "geçiş" modeli
mümkün değildir. Bir canlı yaşamak için daimi nefes almak
zorundadır ve akciğer yapısı baştan aşağı değiştirecek bir
tasarım değişikliği mutlak ölümle sonuçlanacaktır. Kaldı
ki bu değişiklik evrime göre milyonlarca yıl kademe kademe
gerçekleşmelidir, oysa akciğeri çalışmayan bir canlı ise
birkaç dakikadan fazla yaşayamaz
Avustralya'daki Otega Üniversitesi'nden moleküler
biyolog Michael Denton, kuş akciğerinin kökenine evrimci
bir açıklama getirmenin imkansızlığını şöyle belirtir:
Böyle tamamen değişik
bir solunum sisteminin, azar azar küçük değişiklerle standart
omurgalı dizaynından evrimleşmiş olduğu iddiası, düşünülmeden
ortaya atılmış bir tezdir. Solunum faaliyetinin bu evrim
süresince hiç aksamadan korunması, organizmanın hayatını
sürdürmesi için gereklidir. En küçük bir eksik fonksiyon
ölümle sonuçlanacaktır. Kuş akciğeri de, içinde dallanmış
olan parabronşlar ve bu parabronşlar hava sağlanmasını garanti
eden hava kesesi sistemi ile birlikte en üst düzeyde gelişmiş
olana kadar ve beraberce, iç içe geçmiş mükemmel bir şekilde
işlevini yapana kadar, bir solunum organı olarak görev yapamaz.91
Kısacası, kara tipi akciğerden hava tipi akciğere
geçiş, ara geçiş safhasında bulunan bir akciğerin hiçbir
işlevselliğinin olmaması nedeniyle mümkün değildir.
Bu konuda belirtilmesi gereken bir ikinci nokta,
sürüngenlerin diyaframlı, kuşların ise diyaframsız bir solunum
sistemine sahip olmalarıdır. Bu farklı yapı da yine iki
akciğer tipi arasında gerçekleşecek bir evrimi imkansız
kılar. Solunumsal fizyoloji alanında otorite sayılan John
Ruben, bu konuda şu yorumu yapar:
Theropod bir dinozorun
kuşlara evrimleşmesi, diyaframında ciddi bir handikap oluşmasını
gerektirecektir, ama bu durum canlının nefes alma yeteneğini
çok kritik bir biçimde sınırlayacaktır... Buna neden olabilecek
bir mutasyonun selektif bir avantaj sağlaması imkansız gözükmektedir.92
Kuş akciğerinin evrime meydan okuyan bir diğer
özelliği, hiçbir zaman havasız kalmayan ve kaldığında "çökme"
tehlikesiyle karşılaşan ilginç yapısıdır. Michael Denton,
bu konuyu da şöyle açıklar:
Bu denli farklı bir
solunum sisteminin, standart omurgalı dizaynından nasıl
evrimleşmiş olabileceğini düşünmek neredeyse imkansızdır.
Özellikle de solunum sisteminin çalışır halde korunmasının
bir organizmanın yaşamı için ne kadar zorunlu olduğu düşünüldüğünde.
Dahası, avien akciğerinin kendi özgü form ve fonksiyonu,
daha bir çok özelleşmiş adaptasyonu gerektirecektir... Çünkü
öncelikle, avien akciğeri vücut duvarlarına sıkıca tutturulmuştur
ve hacim olarak genişlemesi mümkün değildir. Öte yandan,
akciğerdeki hava tüplerinin çok dar yarıçapları ve bunların
içindeki herhangi bir sıvının yüksek yüzey gerilimi nedeniyle,
avien akciğeri, diğer omurgalıların aksine, kendi içinde
çökmüş bir durumdan alınıp yeniden havayla doldurulamaz...
(Bu yüzden) Kuşlarda, akciğerin içindeki hava kesecikleri,
diğer omurgalıların aksine, hiçbir zaman boşaltılmaz. Aksine
ciğerler ilk gelişmeye başladıkları andan itibaren daima
ya sıvıyla (embriyo aşamasında) ya da havayla doludurlar.93
Yani, kuşların akciğer kanalları o kadar dardır
ki, bu akciğerin içindeki hava kesecikleri diğer kara canlılarının
ciğerleri gibi havayla dolup boşalamaz. Eğer kuş akciğeri
bir kez tam olarak boşalsa, kuş bir daha ciğerlerine hava
çekemeyecek ya da en azından bunu yapmakta çok büyük bir
zorluk çekecektir. Bu yüzden akciğerin etrafına yerleştirilmiş
olan hava kesecikleri sürekli bir hava akışı sağlar ve ciğerleri
havasız kalıp sönmekten korur.
Elbette ki, sürüngenlerin ve diğer omurgalıların
akciğerlerinden tamamen farklı olan ve olağanüstü derecede
hassas dengelere dayanan bu sistem, evrimin iddia ettiği
gibi bilinçsiz mutasyonlarla, kademe kademe gelişmiş olamaz.
Denton, kuş akciğerinin bu yapısının Darwinizm'i geçersiz
kıldığını şöyle ifade etmektedir:
Kuş akciğeri, bizleri,
Darwin'in "eğer birbirini takip eden çok sayıda küçük değişiklikle
kompleks bir organın oluşmasının imkansız olduğu gösterilse,
teorim kesinlikle yıkılmış olacaktır" şeklindeki meydan
okuyuşuna cevap vermeye götürmektedir.94
  
90 H.
R. Dduncker, "Development of the Avian Respiratory and Circulation
Systems", J. Piper, Respiratory Function in Birds: Adult and
Embriyonic, New York: Springer Verlag, 1978, s.260-273.
91 Michael Denton, Evolution: A Theory in Crisis, London, Burnett Books Limited, 1985, s. 210.
92 Ruben, J.A., T.D.
Jones, N.R. Geist, and W.J Hillenius. "Lung Structure And
Ventilation in Theropod Dinosaurs and Early Birds". Science
278: 1267. 
93 Michael J. Denton,.
Nature's Destiny, Free Press. New York. 1998, s. 361
94 Michael J. Denton,
Nature's Destiny, Free Press. New York. 1998, s. 361-62
|