Balinalar ve yunuslar, "deniz memelileri" olarak
bilinen canlı grubunu oluştururlar. Bu canlılar memeli sınıflamasına
dahildir, çünkü aynen karadaki memeliler gibi doğurur, emzirir,
akciğerle nefes alır ve vücutlarını ısıtırlar. Deniz memelilerinin
kökeni ise, evrimciler tarafından açıklanması en zor olan
konulardan birisidir. Çoğu evrimci kaynakta, ataları karada
yaşayan deniz memelilerinin, uzun bir evrim süreci sonuda
deniz ortamına geçiş yapacak biçimde evrimleştikleri öne
sürülür. Buna göre, sudan karaya geçişin tersine bir yol
izleyen deniz memelileri, ikinci bir evrim sürecinin sonucu
olarak tekrar su ortamına dönmüşlerdir. Oysa bu teori hiçbir
paleontolojik delile dayanmaz ve mantıksal yönden de çelişkilidir.
Memeliler evrim basamaklarının en üst kısmında
yer alan canlılar olarak kabul edilirler. Durum bu iken,
öncelikle bu canlıların neden deniz ortamına geçtiklerinin
açıklanması çok güçtür. Bir sonraki soru ise bu canlıların
deniz ortamına nasıl olup da balıklardan bile daha iyi adapte
olduklarıdır. Çünkü katil balinalar, yunuslar gibi memeli
ve dolayısıyla akciğerli canlılar, suda solunum yapan balıklardan
bile daha mükemmel bir şekilde yaşadıkları ortama uyum göstermektedirler.
Deniz memelilerinin hayali evriminin mutasyon
ve doğal seleksiyon aracılığıyla açıklanamayacağı son derece
açıktır. GEO dergisinde yayınlanan bir makale, deniz memelilerinden
mavi balinanın kökeninden söz ederken, Darwinizm'in bu konudaki
çaresizliğini şöyle ifade eder:
Mavi balinalar gibi, denizde
yaşayan diğer memeli hayvanların da vücut yapıları ve organları
balıklarınkine benzer. Bunların iskeletleri de balıklarınkiyle
benzerlik gösterir. Balinalarda bacaklar diyebileceğimiz
arka uzuvlar tersine gelişme göstererek güdük kalmıştır.
Ancak bu hayvanların şekil değişiklikleri hakkında elde
en ufak bir bilgi bile mevcut değildir. Denize geri dönüşün
Darwinizm'in iddia ettiği gibi uzun süreli yavaş bir geçişle
değil, anlık sıçramalar halinde olduğunu kabul etmek zorundayız.
Paleontologlar günümüzde balinanın hangi memeli hayvan türünden
geldiği konusunda yeterli bilgiye sahip değildir.132
Karada yaşayan küçük bir memeli hayvanın, evrim
süreci sonucunda nasıl olup da 30 metre boyunda 60 ton ağırlığında
bir balinaya dönüştüğünü düşünmek gerçekten de çok zordur.
Darwinistlerin bu konuda yapabildikleri tek şey, National
Geographic dergisinde yayınlanan aşağıdaki anlatımda olduğu
gibi, hayal güçlerini zorlayarak senaryo üretmektir:
Balinanın doğuşu, bundan
60 milyon yıl önce, dört ayaklı, kıllı memelilerin yiyecek
aramak için denize girmeleriyle başladı. Çağlar geçtikçe,
yavaş yavaş değişiklikler oluştu. Arka ayaklar kayboldu,
ön ayaklar yüzgeçlere dönüştü, kıllar yok olarak kalın,
yumuşak, silgimsi balina derisine yol açtı, burun delikleri
başın tepesine hareket etti, kuyruk genişleyerek balinanın
fırçamsı kuyruğuna dönüştü ve beden, suyun içinde giderek
büyüyüp devleşti.133
Üstte anlatılan kademeli evrim senaryoları, bu
senaryoyu yazanlar dahil, hiç kimseyi tatmin etmemektedir.
Biz yine de bu kurgunun detaylarına inelim ve ne denli gerçek
dışı olduğunu aşama aşama inceleyelim. Solunum için akciğerlerini
kullanan memeli bir canlının deniz ortamında geçirmesi gereken
adaptasyonlar dikkate alındığında, böyle bir geçiş için
"imkansız" kelimesinin bile yetersiz kaldığı görülür. Böyle
bir geçişte evrim süreci içinde ara basamaklardan herhangi
bir tanesinin bile eksikliği, canlının yaşamasına izin vermeyecek
ve evrim sürecini durduracaktır.
  
132 Uwe
George, "Darwinismus der Irrtum des Jahrhunderts", Geo, Ocak
1984, s. 100-102.
133 Victor B. Scheffer,
"Exploring the Lives of Whales", National Geographic, cilt
50, Aralık 1976, s. 752
|