Evrimcilerin, evrimin delili olarak göstererek çarpıtmaya
çalıştıkları bir diğer olay, başta da belirttiğimiz böceklerdeki
DDT bağışıklığıdır. Bu olgu da bakterilerin antibiyotik
direnciyle aynı mantıkta gelişir. Ortada DDT'ye karşı sonradan
kazanılmış bir bağışıklık yoktur. Böceklerin bazıları zaten
her zaman DDT bağışıklığına sahiptir. DDT icat edildikten
sonra, bu kimyasal maddeye maruz kalan böceklerden bağışıklık
mekanizması olmayanların nesilleri tükenmiştir. Başta az
sayıda olan bağışıklık sahibi bireyler ise zamanla çoğalmışlardır.
Bunun sonucunda aynı böcek türü, tamamen bağışıklık sahibi
olan bireylerden oluşmuş bir topluluk haline gelmiştir.
Doğal olarak bütün popülasyon bağışıklık sahibi bireylerden
oluşunca, DDT artık o böcek türüne etki etmemeye başlamıştır.
Halk arasında bu olay "böceklerin DDT'ye bağışıklık kazanması"
şeklinde yorumlanmaktadır.
Evrimci biyolog Francisco Ayala; "böcek zehirlerinin
en kapsamlı türlerine karşı gösterilen bağışıklık, bu insan-yapımı
maddelerin böceklere uygulandığında, o böcek türünün çeşitli
genetik varyasyonlarında açıkça vardı" diyerek bu gerçeği
kabul eder.261
Gerçekte evrimci kaynaklar, bu direnç ve bağışıklık
konularında açık bir yanıltma sergilemektedirler. Özellikle
de bu konuyu bazı popüler bilim dergilerinde zaman zaman
gündeme getirerek, evrimin çok büyük bir kanıtı gibi sunmaktadırlar.
Oysa ne bakterilerdeki antibiyotik direncinin ne de böceklerdeki
DDT bağışıklığının evrime hiçbir delil sağlamadığı çok açıktır.