Canlılardaki indirgenemez kompleks organların
bir diğer ilginç örneği ise duyma organlarımız olan kulaklarımızdır.
Duyma işlemi, bilindiği gibi havada yayılan titreşimlerle
başlar. Bu titreşimler kulak kepçesinde güçlendirilir. Araştırmalar,
kulak kepçesinin konka adı verilen kısmının bir tür megafon
görevini yaptığını ve ses dalgalarını dış kulak yolunda
yoğunlaştırdığını göstermektedir. Bu şekilde ses dalgalarının
şiddeti yaklaşık 17 desibel artar.304
Böylece güçlendirilen ses, dış kulak yoluna girer.
Dış kulak yolu, kulağın kepçeden, zara kadar olan kısmıdır.
Yaklaşık üç buçuk santimetre uzunluğundaki dış kulak yolunun
ilginç bir özelliği, düzenli olarak salgılanan kulak sıvısıdır.
Bu sıvı, bakterileri ve böcekleri kulaktan uzak tutan antiseptik
bir içeriğe sahiptir. Dış kulak yolunun yüzeyindeki hücreler
ise, dış yöne doğru bir spiral oluşturacak şekilde dizilmiştir.
Bu sayede kulak sıvısı hep kulaktan dışarı doğru akar.
Dış kulak yolundan bu şekilde geçen ses titreşimleri,
kulak zarına varır. Kulak zarı öylesine hassastır ki, molekül
boyutundaki titreşimleri bile algılar. Kulak zarının bu
hassasiyeti sayesinde, gürültüsüz bir ortamda, sizden metrelerce
uzakta fısıldayan bir insanı kolaylıkla duyabilirsiniz.
Ya da iki parmağınızı birbirine yavaşça sürterek elde ettiğiniz
titreşimi işitebilirsiniz. Zarın bir diğer olağanüstü özelliği
ise, bir titreşim aldıktan sonra, hemen tekrar normal durumuna
dönmesidir. Yapılan hesaplamalar, kulak zarının, en hassas
olduğu ses titreşimlerini bile aldıktan sonra, saniyenin
binde dördü kadar bir zaman sonra tekrar hareketsiz hale
geçtiğini göstermiştir. Eğer zar bu denli hızlı bir biçimde
hareketsiz hale dönmeseydi, duyduğumuz her ses kulağımızın
içinde yankı yapardı.

Kulak zarı, kendisine ulaşan titreşimleri güçlendirerek
orta kulak bölgesine aktarır. Burada birbiri ile çok hassas
bir dengede temas eden üç küçük kemik vardır. Örs, çekiç
ve üzengi olarak bilinen bu üç kemik, zardan kendilerine
ulaşan titreşimleri yükseltirler.
Ancak orta kulağın bir de aşırı derecede yüksek
sesleri aşağı indirmek gibi bir tür "tampon" özelliği de
vardır. Bu özellik, örs, çekiç ve üzengi kemiklerini kontrol
eden, vücudun en küçük boyuttaki iki kası tarafından sağlanır.
Bu kaslar, aşırı derecede yüksek seslerin iç kulağa geçirilmeden
önce hafifletilmesini sağlar. Bu sayede bizim için şok yaratacak
derecede yüksek sesleri daha alçak düzeylerde duyarız. Bu
kaslar bizim kontrolümüz dışında, otomatik olarak devreye
girerler. Öyle ki biz uyurken yanıbaşımızda yüksek sesli
bir gürültü meydana geldiğinde bile, bu kaslar hemen kasılır
ve iç kulağa giden titreşimin şiddetini düşürür.
Bu denli kusursuz bir tasarıma sahip olan orta
kulağın önemli bir dengeyi korumaya ihtiyacı vardır. Bu
denge, orta kulaktaki hava basıncı ile, kulak zarının öteki
tarafındaki, yani atmosferdeki hava basıncının eşit olması
zorunluluğudur. Ancak bu denge de düşünülmüş ve orta kulak
ile dış dünya arasında hava alışverişi sağlayan bir "havalandırma
kanalı" var edilmiştir. Bu kanal, orta kulaktan ağzımıza
kadar uzanan içi boş bir boru olan östaki borusudur.