İlk kategori olan Australopithecus "güney
maymunu" anlamına gelir. Bu canlıların ilk olarak Afrika'da
4 milyon yıl kadar önce ortaya çıktıkları ve 1 milyon yıl
öncesine kadar da yaşadıkları sanılmaktadır. Australopithecus
türleri arasında bazı ayrımlar vardır. Evrimciler en eski
Australopithecus türünün A. afarensis olduğunu varsayarlar.
Bundan sonra ise, daha ince kemikli olan A. africanus ile,
ondan daha büyük kemiklere sahip olan A. robustus
gelir. A. boisei bazı araştırmacılara göre ayrı bir
tür, bazılarına göre ise A. robustus'un alt türü
olarak kabul edilmektedir.
Australopithecus türlerinin tümü, günümüz
maymunlarına benzeyen soyu tükenmiş maymunlardır. Tümünün
beyin hacimleri, günümüz şempanzelerininkiyle aynı veya
daha küçüktür. Ellerinde ve ayaklarında günümüz maymunlarındaki
gibi ağaçlara tırmanmaya yarayan çıkıntılar mevcuttur ve
ayakları dallara tutunmak için kavrayıcı özelliklere sahiptir.
Boyları kısadır (en fazla 130 cm.) ve aynı günümüz maymunlarındaki
gibi erkek Australopithecus dişisinden çok daha iridir.
Kafataslarındaki yüzlerce ayrıntı, birbirine yakın gözler,
sivri azı dişleri, çene yapısı, uzun kollar, kısa bacaklar
gibi birçok özellik, bu canlıların günümüz maymunlarından
farklı olmadıklarını gösteren delillerdir.
Bu konudaki evrimci iddia ise, Australopithecus'ların,
tam bir maymun anatomisine sahip olmalarına rağmen, diğer
tüm maymunların aksine, insanlar gibi dik olarak yürüdükleri
tezidir.
|
 
Australopithecus
türleri, kafataslarının yanısıra iskelet yapıları
yönünden de günümüz maymunlarına büyük benzerlik gösterirler.
Yukarıdaki çizimdeki bedenin sol tarafı şempanze,
sağ tarafı ise A. afarensis iskeletini göstermektedir.
Çizimi yapan antropoloji profesörü Adrienne L. Zhilman,
bu iki canlının iskelet yapılarının çok benzer olduğunu
vurgular(solda).
Australopithecus
robustus türüne ait bir kafatası. Günümüz maymunlarına
çok büyük bir benzerlik gösteriyor(sağda).
|
Söz konusu "dik yürüme" iddiası, Richard
Leakey, Donald Johanson gibi evrimci paleoantropologların
on yıllardır savundukları bir görüştür. Ama pek çok bilim
adamı, Australopithecus'un iskelet yapısı üzerinde
sayısız araştırma yapmış ve bu iddianın geçersizliğini ortaya
koymuştur. İngiltere ve ABD'den dünyaca ünlü iki anatomist,
Lord Solly Zuckerman ve Prof. Charles Oxnard'ın, Australopithecus
örnekleri üzerinde yaptıkları çok geniş kapsamlı çalışmalar
bu canlıların iki ayaklı olmadıklarını, günümüz maymunlarınınkiyle
aynı hareket şekline sahip olduklarını göstermiştir. İngiliz
hükümetinin desteğiyle, beş uzmandan oluşan bir ekiple bu
canlıların kemiklerini on beş yıl boyunca inceleyen Lord
Zuckerman, kendisi de evrim teorisini benimsemesine rağmen,
Australopithecuslar'ın sadece sıradan bir maymun
türü oldukları ve kesinlikle dik yürümedikleri sonucuna
varmıştır.148 Bu konudaki
araştırmalarıyla ünlü diğer evrimci anatomist Charles E.
Oxnard da Australopithecus'un iskelet yapılarını
günümüz orangutanlarınınkine benzetmektedir.149
|
 
AFARENSIS ve ŞEMPANZE
Solda Australopithecus
afarensis AL 444-2 fosilinin kafatası, sağda ise günümüz
şempanzesinin kafatası yer alıyor. Aradaki çok açık
benzerlik, A. afarensis'in, hiçbir "insansı" özelliği
olmayan sıradan bir maymun türü olduğunun açık bir
göstergesi.
|

"ELVEDA LUCY!"
Bilimsel bulgular, Australopithecus
sınıfının en ünlü örneği sayılan "Lucy" hakkındaki
evrimci varsayımları da temelsiz bıraktı. Ünlü Fransız
bilim dergisi Science et Vie, Şubat 1999 sayısında
"Elveda Lucy" (Adieu Lucy) başlığını atarak bu gerçeği
kabul ediyor ve Australopithecus'un insanın
atası sayılamayacağını onaylıyordu.
|
Son olarak 1994 yılında İngiltere'deki Liverpool
Üniversitesi'nden Fred Spoor ve ekibi, Australopithecus'un
iskeleti ile ilgili kesin bir sonuca varmak için kapsamlı
bir araştırma yapmıştır. Araştırma, Australopithecus
fosillerinin iç kulak yapılarını inceleyerek yürütülmüştür.
İnsanların ve diğer karmaşık yapılı canlıların iç kulaklarında,
vücudun yere göre konumunu belirleyen "salyangoz" isimli
bir organ bulunur. Bu organın işlevi, uçakların dengesini
sağlayan "jiroskop" isimli cihazla aynıdır. Fred Spoor,
insanın atası olarak gösterilen canlıların iki ayakları
üzerinde dik olarak yürüyüp yürümediklerini bulmak için,
işte bu "salyangoz" organı üzerinde incelemeler yapmıştır.
Spoor'un vardığı sonuç, Australopithecus'un
dört ayaklı olduğudur."150
Bu ise Australopithecus'un, insanlarla
hiçbir ilgisi olmayan, nesli tükenmiş bir maymun türü olduğu
anlamına gelmektedir.
Australopithecus'un insanın atası sayılamayacağı,
son dönemde evrimci kaynaklar tarafından da kabul edilmektedir.
Ünlü Fransız bilim dergisi Science et Vie, Mayıs 1999 sayısında
bu konuyu kapak yapmıştır. Australopithecus afarensis
türünün en önemli fosil örneği sayılan Lucy'i konu alan
dergi, "Adieu Lucy" (Elveda Lucy) başlığını kullanarak
Australopithecus türü maymunların insanın soy ağacından
çıkarılması gerektiğini yazmıştır. St W573 kodlu yeni bir
Australopithecus fosili bulgusuna dayanarak yazılan
makalede, şu cümleler yer almaktadır:
Yeni bir teori Australopithecus
türünün insan soyunun kökeni olmadığını söylüyor...
St W573'ü incelemeye yetkili tek kadın araştırmacının vardığı
sonuçlar, insanın atalarıyla ilgili güncel teorilerden farklı;
hominid soy ağacını yıkıyor. Böylece bu soy ağacında yer
alan insan ve doğrudan ataları sayılan primat cinsi büyük
maymunlar hesaptan çıkarılıyor... Australopithecuslar ve
Homo türleri (insanlar) aynı dalda yer almıyorlar, Homo
türlerinin (insanların) doğrudan ataları, hala keşfedilmeyi
bekliyor.151
  
148 Solly
Zuckerman, Beyond The Ivory Tower, New York: Toplinger Publications,
1970, s. 75-94
149 Charles E. Oxnard,
"The Place of Australopithecines in Human Evolution: Grounds
for Doubt", Nature, cilt 258, s. 389
150 Fred Spoor, Bernard
Wood, Frans Zonneveld, "Implication of Early Hominid Labryntine
Morphology for Evolution of Human Bipedal Locomotion", Nature,
cilt 369, 23 Haziran 1994, s. 645-648.
151 Isabelle Bourdial,
"Adieu Lucy", Science et Vie, Mayıs 1999, no. 980, s. 52-62
|