|
KNM-ER 1472 Uyluk
kemiği. Bu uyluk kemiği, günümüz insanınkinden farksızdır.
Bu kemiğin Homo habilis fosilleriyle aynı tabakada,
ancak birkaç kilometre ötede bulunmuş olması, Homo
habilis'in iki ayaklı bir canlı olduğu gibi yanlış
bir yoruma yol açmıştı. 1987 yılında bulunan OH 62
fosili ise Homo habilis'in hiç de sanıldığı gibi iki
ayaklı bir canlı olmadığını gösterdi. Bugün çok sayıda
bilim adamı Homo habilis sınıflamasının, Australopithecus'a
çok benzer bir maymun türü olduğunu kabul etmektedir.
|
 |
Homo rudolfensis terimi, 1972 yılında
bulunan birkaç fosil parçasına verilen isimdir. Söz konusu
fosil parçaları Kenya'daki Rudolf nehri civarında bulunduğu
için, bu fosilin temsil ettiği varsayılan türe de Homo
rudolfensis adı verilmiştir. Çoğu paleoantropolog ise
bu fosillerin aslında ayrı bir türe ait olmadığını, Homo
rudolfensis denen canlının da aslında bir Homo habilis,
yani bir maymun türü olduğunu kabul etmektedir.
Fosilleri bulan Richard Leakey, 2.8 milyon yıl
yaş biçtiği ve "KNM-ER 1470" olarak adlandırdığı kafatasını
antropoloji tarihinin en büyük buluşu gibi tanıtmış ve büyük
yankı uyandırmıştı. Australopithecus gibi küçük bir
kafatası hacmi olan, ancak insansı bir yüze sahip bulunan
canlı, Leakey'e göre, Australopithecus ile insan
arasındaki kayıp halkaydı. Ancak bir süre sonra anlaşılacaktı
ki, KNM-ER 1470 kafatasının bilimsel dergilere kapak olan
"insansı" yüzü, gerçekte kafatası parçalarını birleştirirken
yapılan -belki de kasıtlı- hataların sonucuydu. İnsan yüzü
anatomisi üzerinde çalışmalar yapan Prof. Tim Bromage, 1992
yılında bilgisayar simülasyonları yardımıyla ortaya çıkardığı
bu gerçeği şöyle özetler:
KNM-ER 1470'in rekonstrüksiyonu
yapılırken, yüz, aynı günümüz insanlarında olduğu gibi,
kafatasına neredeyse tam paralel bir biçimde inşa edilmişti.
Oysa yaptığımız incelemeler, yüzün kafatasına daha eğimli
bir biçimde inşa edilmiş olmasını gerektirmektedir. Bu ise
aynı Australopithecus'da gördüğümüz maymunsu yüz özelliğini
meydana getirir.154
Richard Leakey, Homo
rudolfensis konusunda hem kendisini, hem de paleoantropoloji
dünyasını yanılttı.
|
Bu konuda evrimci paleoantropolog J. E. Cronin
de şöyle der:
Kaba olarak biçimlendirilmiş
yüz, düşük kafatası genişliği ve büyük azı dişler gibi ilkel
özellikler, KNM-ER 1470'in Australopithecus ile paylaştığı
ilkel özelliklerdir... KNM-ER 1470, diğer erken homo örnekleri
gibi, öteki ince yapılı Australopithecus'la birçok yapısal
ortak özellik taşır. Bu özellikler, diğer geç homo örneklerinde
(yani Homo erectus'ta) bulunmaz.155
Michigan Üniversitesi'nden C. Loring Brace ise
çene ve diş yapısı üzerinde yaptığı analizlerde 1470 kafatası
hakkında yine aynı sonuca varmıştır: "Çenenin büyüklüğü
ve azı dişlerinin kapladığı yerin genişliği, ER 1470'in
tam anlamıyla bir Australopithecus yüz ve dişlerine
sahip olduğunu göstermektedir."156
KNM-ER 1470 üzerinde en az Leakey kadar incelemede
bulunmuş olan John Hopkins Üniversitesi paleoantropoloğu
Prof. Alan Walker da, bu canlının Homo erectus ya
da Homo rudolfensis gibi bir "homo" yani insan türüne
dahil edilmemesi, aksine Australopithecus sınıfına
sokulması gerektiğini savunmaktadır.157
Kısacası, Australopithecus ile Homo
erectus arasında bir geçiş formu gibi gösterilmeye çalışılan
Homo habilis ya da Homo rudolfensis gibi sınıflamalar
tamamen hayalidir. Bu canlılar bugün çoğu araştırmacının
kabul ettiği gibi, Australopithecus serisinin
birer üyesidirler. Bütün anatomik özellikleri, bu canlıların
birer maymun türü olduklarını göstermektedir.
Birer maymun olan bu yaratıklardan sonra ise
gerçek "homo" yani insan fosilleri gelmektedir.
  
154 Tim
Bromage, New Scientist, cilt 133, 1992, s. 38-41
155 J. E. Cronin, N.
T. Boaz, C. B. Stringer, Y. Rak, "Tempo and Mode in Hominid
Evolution", Nature, cilt 292, 1981, s. 113-122
156 C. L. Brace, H.
Nelson, N. Korn, M. L. Brace, Atlas of Human Evolution, 2.b.
New York: Rinehart and Wilson, 1979
157 Alan Walker, Scientific
American, vol 239 (2), 1978, s. 54
|