Charles Darwin teorisini bir dizi gözleme dayanarak
ortaya atmıştı. 1832 yılında İngiltere'den yola çıkan ve
beş yıl boyunca dünyanın farklı bölgelerini gezen H.M.S.
Beagle adlı resmi keşif gemisinde gönüllü olarak yer almıştı.
Genç Darwin, bu gezi sırasında gördüğü farklı canlı türlerinden,
özellikle de Galapagos Adaları'nda gördüğü farklı ispinoz
türlerinden çok etkilendi. Bu kuşların gagalarındaki farkların,
çevreye uyum sağlamalarından kaynaklandığını düşündü.
Darwin bu gezisinin ardından İngiltere'deki
hayvan pazarlarını gezmeye başladı. İnek yetiştiricilerinin
farklı inek cinslerini çiftleştirerek yeni cinsler türettiklerine
şahit oldu. Galapagos'ta gördüğü farklı ispinoz türlerini
de bu gözlemlerine eklediğinde, kafasında bir teori şekillenmeye
başladı. Sonunda bu fikirlerini 1859 yılında yayınlanan
Türlerin Kökeni adlı kitabında açıkladı. Bu kitapta, tüm
canlı türlerinin tek bir ortak atadan geldiklerini, ancak
zaman içinde küçük değişimlerle birbirlerinden evrimleştiklerini
iddia ediyordu.
Darwin'in teorisini Lamarck'ın teorisinden
farklı kılan nokta, asıl vurguyu "doğal seleksiyon"kavramına
yapmış olmasıdır. Doğal seleksiyon, doğadaki yaşam mücadelesinde,
güçlü ve ortamın şartlarına uygun olan canlıların hayatta
kalması anlamına gelir. Darwin şöyle bir mantık kurmuştur:
"Bir canlı türü içinde doğal ve rastlantısal
farklılıklar olmaktadır. Örneğin bazı inekler daha büyük,
bazıları daha koyu renklidir. Bu değişikliklerin hangisi
avantajlı ise, o özellik doğal seleksiyon tarafından seçilecektir.
Böylece söz konusu avantajlı özellik, o hayvan topluluğuna
hakim hale gelecektir. Bu özelliklerin uzun zaman içinde
birikmesiyle de, ortaya yeni bir tür çıkacaktır."
|
Charles Darwin, teorisini ilkel
bir bilim düzeyi içinde geliştirdi. Yandakine benzer
ilkel mikroskopların altında, canlılık çok basit
bir yapıya sahip gibi duruyordu. Bu yanılgı, Darwinizm'in
temelini oluşturdu.
|
Ancak Darwin'in ortaya attığı bu "doğal seleksiyonla
evrim"teorisi, daha ilk başta pek çok soru işaretini beraberinde
getirmişti: Darwin'in "doğal ve rastlantısal farklılıklar"dediği
şey gerçekte ne idi? Evet, bazı ineklerin daha büyük, bazılarının
daha koyu renkli doğabildikleri doğruydu, ama bu farklılar
milyonlarca bitki ve hayvan türünü nasıl açıklayabilirdi?
1) Darwin "canlılar kademe kademe evrimleşmişlerdir"diyordu.
Bu durumda çok sayıda "ara tür"yaşamış olmalıydı. Ama fosil
kayıtlarında bu teorik canlılardan iz yoktu. Darwin bu sorun
üzerinde çok kafa yormuş ve sonuçta "bu fosiller ileride
bulunabilir"demek zorunda kalmıştı.
2) Canlıların göz, kulak, kanat gibi kompleks
organları nasıl doğal seleksiyonla açıklanabilirdi? Tek
bir dokuları eksik olsa hiçbir işe yaramayacak olan bu organların,
"kademe kademe"gelişmiş oldukları nasıl savunulabilirdi?
3) Tüm bunların öncesinde, Darwin'in "tüm canlıların
ortak atası dediği"ilk canlı organizma nasıl oluşmuştu?
Cansız madde, doğal süreçlerle canlı hale gelebilir miydi?
Darwin bu sorunların en azından bir kısmının
farkındaydı. Kitabına eklediği "Teorinin Zorlukları" (Difficulties
on Theory) adlı bölümde bunları kabul etmişti. Ancak bu
sorunlara getirdiği cevapların bilimsel açıdan bir geçerliliği
yoktu. Amerikalı fizikçi Lipson, Darwin'in bu "zorlukları"hakkında
şu yorumu yapar: