Buraya kadar incelediğimiz üç farklı ihtimali
(aminoasitlerin doğru dizilme ihtimali, hepsinin sol elli
olma ihtimali ve hepsinin peptid bağıyla bağlanma ihtimalini)
birbirine eklersek, 10950'de 1 ihtimal gibi astronomik
bir rakamla karşılaşırız. Bu yalnızca kağıt üstündeki bir
ihtimaldir. Pratikte ise, böyle bir ihtimalin gerçekleşme
şansı "0"dır. Matematikte, "1050'de 1" veya daha
küçük bir ihtimal, istatistiksel olarak gerçekleşme ihtimali
"0" olan, yani gerçekleşmesi imkansız olan bir ihtimal olarak
tanımlanır.
Tek bir protein molekülü oluşturabilmek için
amino asitlerin, dünya kurulduğundan beri art arda, hiç
vakit kaybetmeden deneme-yanılma yoluyla birleşip ayrıldıklarını
farz etsek bile, yine de 10950'de bir ihtimali
yakalamaları için gereken süre dünyanın bugüne kadarki ömründen
çok çok fazladır.
|
PROTEİN SENTEZİ
Ribozom, mesajcı RNA'yı okur
ve buradaki bilgiye göre amino asitleri art arda dizer.
Şekillerde, val, cyc ve ala amino asitlerinin, ribozom
ve taşıyıcı RNA tarafından ard arda dizilişi yer alıyor.
Doğadaki tüm proteinler, bu hassas işlemle üretilir.
"Tesadüfen" oluşan bir protein yoktur.
|
Bütün bunlardan ortaya çıkan sonuç, evrim teorisinin
daha tek bir proteinin oluşumunu açıklama aşamasında derin
bir imkansızlığa gömüldüğüdür.
Evrim teorisinin en önde gelen savunucularından
Prof. Richard Dawkins de teorinin içinde düştüğü imkansızlığı
şöyle ifade etmektedir:
İncelediğimiz türden "şanslı"
bir olay o kadar korkunç derecede ihtimal dışı olacaktır
ki, evrenin herhangi bir yerinde gerçekleşebilme şansı,
her yıl milyar kere milyar kere milyarda bir kadar az olacaktır.
Eğer bu yalnızca, evrenin herhangi bir yerindeki tek bir
gezegende gerçekleştiyse, bu gezegenin bizim gezegenimiz
olması gerekmektedir, çünkü biz burada bu konuda konuşmaktayız.203
Evrimin en ünlü otoritelerinden birinin bu yaklaşımı
teorinin üzerine kurulu olduğu mantık çöküntüsünü çok açık
bir biçimde yansıtmaktadır. Dawkins'in "İmkansızlık Dağını
Tırmanmak" adlı kitabında yer verdiği yukarıdaki ifadeleri,
evrimcilerin klasik, "biz buradaysak demek ki evrim de gerçekleşmiştir"
şeklindeki, hiçbir açıklama içermeyen kısır döngü mantığının
çarpıcı bir örneğidir.
Görüldüğü gibi en üst düzey evrim savunucuları
dahi evrim teorisinin, canlılığın daha başlangıç aşamasını
açıklamada imkansızlığa gömüldüğünü itiraf etmektedirler.
Ancak ne ilginçtir ki bu durum karşısında savundukları teorinin
gerçek dışılığını kabul etmek yerine, dogmatik bir yaklaşımla
evrime bağlanmayı tercih etmektedirler. Bu tümüyle ideolojik
bir bağnazlıktır.
|
|
 |