Canlılığı oluşturan temel unsurlardan birinin
"bilgi" olduğunu belirttik. Bu bilginin akıl sahibi bir
Yaratıcı'nın varlığını ispatladığı da açıktır. İşte hayatı
sadece maddesel dünya içindeki tesadüflerle açıklamaya çalışan
evrim teorisi ve onun felsefi temeli olan materyalizm, bu
gerçek karşısında açıkça çaresizdir.
Evrimcilerin yazılarına baktığımızda, bazen bu
çaresizliğin itiraf edildiğini görürüz. Bu konudaki açık
sözlü otoritelerden biri, ünlü Fransız zoolog Pierre Grassé'dir.
Grassé materyalist ve evrimcidir, ancak Darwinist teorinin
çıkmazlarını bazen açıkça itiraf eder. Grassé'ye göre Darwinci
açıklamayı geçersiz kılan en önemli gerçek, hayatı oluşturan
bilgidir:
Herhangi bir canlı organizma, inanılmaz derecede
büyük bir "akıl" içerir. Bu, insanların en büyük mimari
eserleri olan katedralleri inşa etmek için kullandıklarından
çok daha büyük bir akıldır. Bugün bu akla "bilgi" (enformasyon)
diyoruz, ama anlam hala aynıdır. Bu bilgi bir bilgisayarda
programlanmamıştır, ama bilgisayardakinden çok daha dar
bir yere, DNA'daki kromozomlara ya da her hücredeki farklı
organellere sıkıştırılmıştır. Bu "akıl", hayatın "olmazsa
olmaz" şartıdır. Peki ama bunun kaynağı nedir?... Bu hem
biyologları hem de filozofları ilgilendiren bir sorudur
ve bilim bunu asla çözemeyecek gibi durmaktadır.335
Pierre Grassé'nin, "bilimin bu soruyu asla çözemeyecek
gibi durduğunu" söylemesinin nedeni, materyalist olmayan
hiçbir açıklamayı "bilimsel" saymak istemeyişidir. Oysa
bizzat bilimin kendisi, materyalist felsefenin varsayımlarını
geçersiz kılmakta ve bir Yaratıcı'nın varlığını ispatlamaktadır.
Grassé ya da diğer materyalist "bilim adamları", bu gerçek
karşısında ya gözlerini kaparlar ya da "bilim bunu açıklayamıyor"
derler. Çünkü "önce materyalist, sonra bilim adamı"dırlar
ve bilim aksini ispat etse de, materyalizme inanmaya devam
etmektedirler.
Bu nedenle, doğru bir bilim anlayışına sahip
olabilmek için, öncelikle bilimi ve materyalist felsefeyi
birbirinden ayırmak gerekmektedir.