Bu site boyunca sadece bilimsel delillere dayanarak
hayatın gerçek kökenini inceledik. Ortaya çıkan sonuç açıkça
göstermektedir ki, canlılık Darwinizm’in ve genel olarak
materyalist felsefenin iddia ettiği gibi rastlantılarla
ortaya çıkmamıştır. Canlı türleri tesadüflerle birbirlerinden
evrimleşmemiştir. Aksine, tüm canlılar ayrı ayrı ve kusursuz
bir biçimde yaratılmıştır. 20. yüzyıl kapanırken, bilimin
hayatın kökenine getirdiği tek gerçek cevap vardır: Yaratılış.
Önemli olan, bilimin vardığı bu sonucun, insanlığa tarihin
başından bu yana din yoluyla bildirilen bir gerçeğin tasdiklenmesi
oluşudur.
Allah, tüm evreni ve içindeki tüm canlıları yoktan yaratmıştır.
İnsanı, o hiç bir şey değil iken yaratan ve sayısız özellikle
nimetlendiren de yine Allah’tır. Bu gerçek, tarihin başından
bu yana Allah’ın insanlara yolladığı elçilerle ve İlahi
kitaplarla bildirilmiştir. Her peygamber seslendiği topluma
Allah’ın tüm canlıları ve insanı yarattığını anlatmıştır.
Tevrat’ta, Zebur’da, İncil’de ve Kuran’da hep aynı yaratılış
gerçeği insanlara haber verilmiştir. İlk üçü tahrife uğramış
olan bu İlahi kitapların içinde bugün hala geçerli olan
ve kıyamete kadar da hükmü sürecek olan tek kitap, hiç bir
tahrifata uğramamış olan Kuran’ı Kerim’dir.
Kuran’da Allah, tüm evreni ve canlıları yoktan yarattığını
ve onları kusursuzca düzenlediğini pek çok ayetinde haber
verir. Bir ayette tüm evrenin, içindeki canlılarla birlikte
yoktan yaratıldığı şöyle anlatılmaktadır:
Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri
ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah’tır. Gündüzü,
durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, güneşe, aya
ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz
olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O’nundur. Alemlerin
Rabbi olan Allah ne yücedir. (Araf Suresi, 54)
Allah tüm kainatı yoktan yarattığı gibi, şu an üzerinde
yaşadığımız dünyayı da yaratmış ve onu yaşama özel olarak
elverişli kılmıştır. Bazı ayetlerde bu gerçek şöyle açıklanır:
Yere (gelince,) onu döşeyip-yaydık,
onda sarsılmaz-dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü
belirlenmiş ürünler bitirdik. Ve orda sizler için ve kendisine
rızık vericiler olmadığınız kimseler (varlıklar ve canlılar)
için geçimlikler kıldık. (Hicr Suresi, 19-20)
Yeri de (nasıl) döşeyip-yaydık? Onda
sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda ‘göz alıcı ve iç açıcı’
her çiftten (nice bitkiler) bitirdik. (Bunlar,) ‘İçten Allah’a
yönelen’ her kul için ‘hikmetle bakan bir iç göz’ ve bir
zikirdir. (Kaf Suresi, 7-8)
Üstteki ayetlerde tüm bitkilerin Allah tarafından yaratıldığı
haber verilmektedir. Yani bildiğimiz ya da bilmediğimiz
tüm bitkiler, tüm ağaçlar, otlar, meyveler, çiçekler, yosunlar
veya sebzeler Allah tarafından yaratılmışlardır.
Aynı gerçek hayvanlar için de geçerlidir. Yeryüzünde yaşayan
ve yaşamış milyonlarca farklı hayvan türünün hepsi Allah
tarafından yaratılmıştır. Balıkları, sürüngenleri, kuşları,
memelileri yaratan, atları, zürafaları, sincapları, geyikleri,
serçeleri, kartalları, dinozorları, balinaları veya tavus
kuşlarını yoktan var eden, sonsuz bir ilim ve sanat sahibi
olan Allah’tır. Bazı ayetlerde Allah’ın farklı canlı türlerini
yaratmasından şöyle söz edilir:
Allah, her canlıyı sudan yarattı.
İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı
üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir.
Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, her şeye
güç yetirendir. (Nur Suresi, 45)
Ve hayvanları da yarattı; sizin
için onlarda ısınma ve yararlar vardır ve onlardan yemektesiniz.
(Nahl Suresi, 5)
Allah tüm canlıları yarattığı gibi insanı da yaratmıştır.
İlk insan olan Hz. Adem’i Kuran’da bildirdiği üzere çamurdan
yaratmış, sonra da tüm insanları birbirlerinden türeyen
basit bir sıvıdan (meniden) var etmiştir. Dahası, yeryüzündeki
diğer canlılardan farklı olarak, insana kendinden bir ruh
üflemiştir. Kuran’da insanın yaratılışıyla ilgili bu gerçek
şöyle bildirilir:
O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve
insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır. Sonra onun soyunu
bir özden, basbayağı bir sudan yapmıştır. Sonra onu ‘düzeltip
bir biçime soktu’ ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de
kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?
(Secde Suresi, 7-9)
İNSANIN
GÖREVİ
Bilim, başta da belirttiğimiz gibi Kuran’da bildirilen
yaratılış gerçeğini tasdik etmektedir. Çünkü bilimsel bulgular,
canlılarda olağanüstü bir tasarım bulunduğunu göstererek,
bunların üstün bir akıl ve bilgiyle var edildiklerini doğrulamaktadır.
Biyolojik gözlemler, canlı türlerinin birbirlerine dönüşmediklerini,
dolayısıyla zaman içinde geriye doğru gidildiğinde her türün
yoktan yaratılmış olan ilk bireylerine varılacağını göstermektedirler.
Örneğin kartallar her zaman kartal olarak kaldıklarına göre,
tarih içinde geriye gidildiğinde, orjinal olarak yoktan
yaratılmış ilk kartal çiftine ya da grubuna varılacaktır.
Nitekim fosil bulguları da bunu doğrulamakta ve farklı canlı
türlerinin, kendilerine has yapılarıyla yeryüzünde aniden
ortaya çıktıklarını göstermektedir. Bu canlılar belirli
zaman dilimleri içinde aşama aşama yaratılmış ve yeryüzüne
yerleştirilmiş olabilir, ama sonuçta tüm bunlar Allah’ın
dilemesiyle olmuştur.
Kısacası bilim, bu saydığımız delillerle canlıların Allah
tarafından yaratıldıklarını tasdik etmektedir.
Ancak bilim bu noktadan daha ileri gidemez. Bize, niçin
yaratıldığımızı ve yaşamımızın amacının ne olduğunu öğreten,
bizi yaratmış olan Allah’ın Zatı’nı tanıtan ve her konuda
yol gösterecek olan yegane kaynak, Allah’tan bize ulaşan
kitap, yani Kuran’dır.
Kuran’da ise, bize yaratılış amacımızın Rabbimiz olan Allah’ı
bilmek ve O’na kulluk etmek olduğu bildirilir. Bir ayette,
“Ben, cinleri ve insanları yalnızca
bana ibadet etsinler diye yarattım” diye buyrulmaktadır.
(Zariyat Suresi, 56) Yaratılış gerçeğini kavrayan her insana
düşen görev, bu ayetin hükmüne uygun olarak yaşamak ve Kuran’da
tarif edilen mümin kişi gibi “Bana
ne oluyor ki, beni yaratana kulluk etmeyecekmişim?”
demektir. (Yasin Suresi, 22)
Gördüğü tüm delillere karşı hala yaratılış gerçeğini reddeden
ve Allah’ı inkarda direten kimseler ise, kibirleri akıllarına
galip gelmiş kimselerdir. Bu gibi insanların gerçekte ne
kadar büyük bir acz içinde oldukları, Allah tarafından bir
ayette şöyle tarif edilir:
Ey insanlar, (size) bir örnek verildi;
şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah’ın dışında tapmakta olduklarınız
-hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir
sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak
olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen
de. (Hac Suresi, 73)