Peki on yıllardır toplumların bilinçaltlarına
yerleşen "evrim-paleontoloji" ilişkisi nereden kaynaklanmaktadır?
Neden çoğu insan, fosil kayıtlarından söz edildiğinde, bu
kayıtlar ile Darwin'in teorisi arasında olumlu bir bağlantı
olduğu izlenimine kapılmaktadır? Bu soruların cevabı, Science
dergisindeki bir makalede şöyle açıklanır:
FOSİL KAYITLARINDA
DURAĞANLIK
Eğer gerçekten bir evrim yaşanmış olsaydı,
canlıların yeryüzünde küçük kademeli değişimlerle ortaya
çıkmaları ve zaman içinde de değişmeye devam etmeleri gerekirdi.
Oysa fosil kayıtları bunun tam aksini gösterir. Farklı canlı
sınıflamaları, kendilerine benzeyen ataları olmadan aniden
ortaya çıkmışlar ve yüz milyonlarca yıl boyunca hiç değişim
geçirmeden durağan bir biçimde kalmışlardır.
|
|
|
|
| Ordovikyen devrine
ait "at tırnağı yengeci" fosili. Bu 450 milyon yıllık
fosil de, günümüzde yaşayan örneklerinden farksız. |
100-150 milyon yıllık deniz yıldızı fosili |
Ordovikyen
devrine ait istiridye fosilleri; yaşayan istiridyelerden
farksız. |
|
|
|
| Ammonitler,
yaklaşık 350 milyon yıl önce ortaya çıktılar ve 65 milyon
yıl kadar önce soyları tükendi. Bu 300 milyon yıl boyunca
üstteki fosilde görülen yapıları hiç değişmedi.
|
ABD
Batı Ontario'da bulunan 1.9 milyar yıllık bakteri fosilleri.
Bugün yaşayan bakterilerle
aynı yapıdalar. |
|
|
|
| İskoçya'daki
East Kirkton bölgesinde bulunmuş olan bilinen en eski
akrep fosili. Pulmonoscorpius kirktonensis adı verilen
türe ait bu akrep, 320 milyon yıllık ve günümüz akreplerinden
farksız. |
Baltık
Denizi kıyılarında amber içinde bulunan yaklaşık 170
milyon yıllık bir böcek fosili. Yaşayan örneklerinden
farksız. |
|
|
|
|
| Almanya'nın
Bavyera bölgesinde bulunan 140 milyon yıllık yusufçuk
fosili. Yaşayan yusufçukların aynısı. |
35
milyon yıllık sinekler. Günümüzde yaşayan sineklerle
aynı vucüt yapısına sahipler. |
Jurasik
devre ait yaklaşık 170 milyon yıllık karides fosili.
Günümüzdeki karideslerden farksız. |
Evrimsel biyoloji ve paleontoloji alanlarının dışında kalan
çok sayıda iyi eğitimli bilim adamı, ne yazık ki, fosil
kayıtlarının Darwinizm'e çok uygun olduğu gibi bir yanlış
fikre kapılmıştır. Bu büyük olasılıkla ikincil kaynaklardaki
olağanüstü basitleştirmeden kaynaklanmaktadır; alt seviye
ders kitapları, yarı-popüler makaleler vs... Öte yandan
büyük olasılıkla biraz taraflı düşünce de devreye girmektedir.
Darwin'den sonraki yıllarda, onun taraftarları bu yönde
(fosiller alanında) gelişmeler elde etmeyi ummuşlardır.
Bu gelişmeler elde edilememiş, ama yine de iyimser bir bekleyiş
devam etmiş ve bir kısım hayal ürünü fantaziler de ders
kitaplarına kadar girmiştir.44

Amber içinde bulunmuş 25 milyon yıllık termit fosilleri.
Günümüzde yaşayan termitlerden tümüyle farksız. |
Eldredge ve Tattersall ise bu konuda şu önemli
yorumu yaparlar:
Ayrı türlere ait
fosillerin, fosil kayıtlarında bulundukları süre boyunca
değişim göstermedikleri, Darwin'in Türlerin Kökeni'ni yayınlamasından
önce bile paleontologlar tarafından bilinen bir gerçektir.
Darwin ise gelecek nesillerin bu boşlukları dolduracak yeni
fosil bulguları elde edecekleri kehanetinde bulunmuştur...
Aradan geçen 120 yılı aşkın süre boyunca yürütülen tüm paleontolojik
araştırmalar sonucunda, fosil kayıtlarının Darwin'in
bu kehanetini doğrulamayacağı açıkça görülür hale gelmiştir.
Bu, fosil kayıtlarının yetersizliğinden kaynaklanan bir
sorun değildir. Fosil kayıtları açıkça söz konusu kehanetin
yanlış olduğunu göstermektedir.
Türlerin şaşırtıcı bir
biçimde sabit oldukları ve uzun zaman dilimleri boyunca
hep statik kaldıkları yönündeki gözlem, "kral çıplak"
hikayesindeki tüm özellikleri barındırmaktadır: Herkes
bunu görmüş, ama görmezlikten gelmeyi tercih etmiştir. Darwin'in
öngördüğü tabloyu ısrarla reddeden hırçın bir fosil kaydı
ile karşı karşıya kalan paleontologlar, bu gerçeğe açıkça
yüz çevirmişlerdir.45
Amerikalı paleontolog S. M. Stanley ise, fosil
kayıtlarının ortaya koyduğu bu gerçeğin, bilim dünyasına
hakim olan Darwinist dogma tarafından nasıl göz ardı edildiğini
ve ettirildiğini şöyle anlatır:
Bilinen fosil kayıtları
kademeli evrimle uyumlu değildir ve hiçbir zaman da uyumlu
olmamıştır. İlgi çekici olan, bir takım tarihsel koşullar
aracılığıyla, bu konudaki muhalefetin gizlenmiş oluşudur...
Çoğu paleontolog, ellerindeki kanıtların Darwin'in küçük,
yavaş ve kademeli değişikliklerin yeni tür oluşumunu sağladığı
yönündeki vurgusuyla çeliştiğini hissetmiştir... ama onların
bu düşüncesi susturulmuştur.46
Şimdi, fosil kayıtlarının şimdiye dek "susturulmuş"
olan gerçeğini biraz daha detaylı inceleyelim. Bunun için,
en eski çağlardan bugüne kadar geçen doğa tarihini aşama
aşama ele almak gerekmektedir.
  
44 Science,
July 17, 1981, s. 289
45 N. Eldredge, and
I. Tattersall, The Myths of Human Evolution, Columbia University
Press, 1982, s. 45-46
46 S. M.,Stanley, The
New Evolutionary Timetable: Fossils, Genes, and the Origin
of Species, Basic Books, Inc., Publishers, N.Y., 1981, s.
71 
|