"Yeni bulunan fosiller evrim görüşünü
pekiştirmektedir."
Açıklama: Ders kitaplarında
yer alan yanlış iddialardan biri de "yeni bulunan
fosillerin evrim teorisini desteklediği" iddiasıdır.
Oysa aksine, fosil bilimi (yani paleontoloji) Darwin'den
bu yana hiçbir zaman evrim teorisini desteklememiş,
aksine teorinin önündeki en büyük engel olmuştur. Ne
eski ne yeni herhangi bir fosilin evrim teorisine kazandırdığı
hiçbir dayanak yoktur.
Fosil kayıtlarının teorinin önüne koyduğu
sorun, evrime göre canlı türlerini birbirine bağlaması
gereken teorik "ara türlerin" fosillerine
asla rastlanamamasıdır. Oysa eğer teori doğru olsaydı,
bu ara tür fosillerinden çok sayıda ve kolaylıkla bulunması
gerekirdi. Çünkü evrim teorisine göre bütün canlılar
birbirlerinden türemişlerdir. Önceden var olan bir canlı
türü, zamanla bir diğerine dönüşmüş ve bütün türler
bu şekilde ortaya çıkmışlardır. Teoriye göre bu dönüşüm
yüz milyonlarca senelik uzun bir zaman dilimini kapsamış
ve kademe kademe ilerlemiştir. Bu durumda, iddia edilen
uzun dönüşüm süreci içinde sayısız ara türlerin oluşmuş
ve yaşamış olmaları gerekir.
Örneğin, balık özelliklerini hala taşımasına
rağmen, bir yandan da bazı sürüngen özellikleri kazanmış
olan yarı balık-yarı sürüngenler yaşamış olmalıdır geçmişte.
Ya da sürüngen özelliklerini taşırken, bir yandan da
bazı kuş özellikleri kazanmış sürüngen-kuşlar ortaya
çıkmış olmalıdır. Bunlar, bir geçiş sürecinde oldukları
için de, sakat, eksik, kusurlu canlılar olmalıdır. İşte
evrimciler geçmişte yaşamış olduklarına inandıkları
bu hayali yaratıklara "arageçiş formu" adını
verirler.
Eğer gerçekten bu tür canlılar geçmişte
yaşamışlarsa bunların sayılarının ve çeşitlerinin milyonlarca
hatta milyarlarca olması gerekir. Ve bu ucube canlıların
kalıntılarına mutlaka fosil kayıtlarında rastlanması
gerekir. Çünkü bu ara geçiş formlarının sayısının bugün
bildiğimiz hayvan türlerinden bile fazla olması ve dünyanın
dört bir yanının fosilleşmiş ara geçiş formu kalıntılarıyla
dolu olması lazımdır.
Darwin bu gerçeği "Eğer teorim doğruysa,
türleri birbirine bağlayan sayısız arageçiş çeşitleri
mutlaka yaşamış olmalıdır... Bunların yaşamış olduklarının
kanıtları da sadece fosil kalıntıları arasında bulunabilir"
diyerek kabul etmişti. Ancak Darwin bu ara türlerden
hiçbir iz olmadığını da biliyordu. Bu yüzden Türlerin
Kökeni adlı kitabında fosil kayıtlarına özel bir bölüm
ayırmış, teorisini destekleyecek fosillerin bulunmadığını,
ancak ileride yapılacak araştırmalarla bulunmasını umduğunu
yazmıştı.
Oysa Darwin'den sonra 140 yıl boyunca dünyanın
dört bir yanında yapılan kazılar, fosiller sorununu
evrim teorisinin önünden kaldırmadı. Aksine, teoriyi
çok büyük bir çıkmaza soktu. Çünkü bütün fosil kayıtları,
evrimcilerin aradıkları ara türlerin asla yaşamadıklarını,
aksine canlı türlerinin bir anda ve bugünkü eksiksiz
şekilleriyle yeryüzünde ortaya çıktıklarını gösterdi.
Evrimci paleontolog Mark Czarnecki bu konuda
şu itirafta bulunur:
Teoriyi (evrimi) ispatlamanın
önündeki büyük bir engel, her zaman için fosil kayıtları
olmuştur... Bu kayıtlar hiçbir zaman için Darwin'in
varsaydığı ara formların izlerini ortaya koymamıştır.
Türler aniden oluşurlar ve yine aniden yok olurlar.
Ve bu beklenmedik durum, türlerin Tanrı tarafından yaratıldığını
savunan yaratılışçı argümana destek sağlamıştır.
Ünlü İngiliz paleontolog (fosil bilimci)
Derek W. Ager da, bir evrimci olmasına karşın aynı itirafta
bulunur:
Sorunumuz şudur: Fosil
kayıtlarını detaylı olarak incelediğimizde, türler ya
da sınıflar seviyesinde olsun, sürekli olarak aynı gerçekle
karşılarız; kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde
ortaya çıkan gruplar görürüz.
Kısacası fosil kayıtları evrimi desteklememekte,
aksine teori için "sorun" oluşturmaktadır.
İşte bu nedenle evrimci biyolog Mark Ridley, ünlü evrimci
bilim dergisi New Scientist'teki bir makalesinde şöyle
demektedir: "Hiçbir gerçek evrimci... fosil kayıtlarını
yaratılış fikrine karşı evrimi destekleyen bir delil
olarak kullanmaz".
Görüldüğü gibi ne eski ne de yeni bulunan
fosiller "evrim görüşünü pekiştirmemekte",
aksine fosil kayıtları teoriyi geçersiz kılmaktadır.
Dahası, yine bazı evrimcilerin kabul etmek zorunda kaldıkları
gibi, fosil kayıtlarının gelecekte de evrim teorisini
desteklemesi imkansızdır. Çünkü eldeki fosil kayıtları
son derece zengindir ve daha fazla araştırma yapılarak,
daha önceden bulunmamış ara tür fosillerinin bulunması
imkansızdır. Glasgow Üniversitesi paleontoloji profesörü
T. Neville George, bu gerçeği şöyle açıklamaktadır:
Fosil kayıtlarının (evrimsel)
zayıflığını ortadan kaldıracak bir açıklama yapmak artık
mümkün değildir. Çünkü elimizdeki fosil kayıtları son
derece zengindir ve yeni keşiflerle yeni türlerin bulunması
imkansız gözükmektedir... Her türlü keşfe rağmen fosil
kayıtları hala (türler arası) boşluklardan oluşmaya
devam etmektedir.
Bilim dünyası bu gerçekleri bilmekte ve
kabul etmektedir. Ancak ne yazık ki ders kitaplarında
öğrencilere "yeni bulunan fosillerin evrimi desteklediği"
gibi tümüyle bilim dışı bir iddia, bir gerçek olarak
öğretilmektedir.
Bazı ders kitabı yazarları, soyu tükenmiş
canlılara ait fosillerin bulunmasını evrimin bir ispatı
sanacak kadar büyük bir bilgi eksikliği içindedirler.
Örneğin Namık Berker adlı yazar tarafından kaleme alınan
Liseler İçin Biyoloji 3 Ders Kitabı adlı kitapta, açıkça
"Bir zamanlar yeryüzünde yaşamış ve sonradan ortadan
kalkmış canlı fosillerinin bulunması evrimin en önemli
kanıtlarındandır" diye yazılabilmiştir.41
Oysa evrimi ispatlayabilecek olan (ve asla bulunamayan)
fosiller, türleri birbirlerine bağlayacak ara form fosilleridir.
Farklı türlerin soylarının tükenmiş olmasının, evrim
teorisine delil oluşturacak hiçbir yönü yoktur ve yaratılış
açıklamasına da tümüyle uyumludur.
Tüm bu nedenlerden dolayı, ders kitaplarında
yer alan "fosiller evrimi ispatlayan kanıtlardır"
gibi bilim dışı ifadeler çıkarılmalı ve bunların yerine
paleontoloji-evrim teorisi ilişkisini doğru tarif eden
açıklamalar eklenmelidir. Bu konuda bir evrimci kaynaktan
yararlanılabilir ve evrimci paleontolog Mark Czarnecki'nin
yukarıda da aktardığımız şu yorumu kullanılabilir:
"Teoriyi (evrimi)
ispatlamanın önündeki büyük bir engel, her zaman için
fosil kayıtları olmuştur."
İddianın Yer Aldığı
Ders Kitapları:
Liseler İçin Biyoloji 3, Ders Kitabı,
Namık Berker,Ankara:Mega Yayıncılık, 1995, s. 172. İlköğretim Fen Bilgisi Ders
Kitabı 8, Bahattin Soydan, Hüseyin Başak, Hülya Soydan, İstanbul:
Serhat Yayınevi, 1996, s. 169-170. İlköğretim Fen Bilgisi Ders
Kitabı 8, Etem Düzgün, Mehmet Suzan ve Nebahat
Suzan, İstanbul: Düzgün Yayıncılık, s. 193.
Ortaokul Fen Bilgisi 8, Ders Kitabı, Bekir Onat, Mümin Hatipoğlu, Musa Acılıoğlu,
İstanbul: Özer Yayınları, s. 167