Genetikçiler mutasyon yoluyla canlı
türleri üretemedikleri gibi, genlerle bilinçli bir
biçimde oynayarak da yine yeni türler üretememişlerdir.
Genetikçilerin yaptıkları, canlıların
genleri üzerinde oynayarak, zaten mevcut olan genetik
özelliklerin çeşitli kombinasyonlarını elde etmektir.
Genetik mühendisliği sayesinde, aynı türün farklı
varyasyonlarına dağılmış olan çeşitli genetik özellikler
arasından istenen özellikler biraraya getirilmekte
ve bu özelliklerin tümünü barındıran bireyler oluşturulabilmektedir.
Fakat bunun evrimle hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü
bu özellikler zaten, o türün tüm varyasyonlarının
genetik özelliklerinin toplamı anlamına gelen "gen
havuzu"nda mevcuttur. Yeni bir özellik, yeni
bir tür elde edilmiş değildir. Örneğin sulu ve tatsız
bir portakal cinsiyle, az sulu fakat tatlı bir portakal
cinsinin sulu ve tatlı özelliklerini kodlayan genler
biraraya getirilerek sulu ve tatlı bir portakal
çeşidi üretilebilir. Ancak görüldüğü gibi bu özellikler
zaten baştan beri portakallarda mevcuttur, sadece
her birinin tercih edilen özelliklerini birarada
toplayan bir portakal çeşidi üretilmiştir. Portakal
yine portakaldır, portakalda yepyeni bir özellik
ortaya çıkmamıştır. Portakalın gen havuzundaki özelliklerinin
yeni bir kombinasyonu elde edilmiştir.
Aynı durum çeşitli evcil hayvanların
melezlenmesiyle de elde edilmektedir. Örneğin çok
süt veren, fakat fazla et vermeyen bir inekle, az
süt fakat çok et veren ineklerin birkaç nesil boyunca
melezlenmesi sonucunda hem çok et hem de çok süt
veren inekler elde edilebilmektedir.
Açıkça görüldüğü gibi bunların hiçbiri
evrim değildir. Çünkü ne yeni bir tür, ne de daha
önceden hiç var olmayan yepyeni bir özellik ortaya
çıkmaktadır. Aynı türün bireylerinin baştan beri
sahip oldukları özelliklerin çaprazlanma yoluyla
farklı kombinasyonları elde edilmektedir. Darwin
başta olmak üzere evrimciler ise, bu olayı bir göz
boyama ve yanıltma unsuru olarak kullanarak, bu
durumu evrimin halen devam etmekte olan bir süreç
olduğuna örnek göstermektedirler.
Bu yanlış ve bilim dışı anlatımların
ders kitaplarından çıkarılmaları gerektiği açıktır.

İddianın Yer Aldığı Ders Kitapları:
İlköğretim Fen Bilgisi 8, M. Bahattin
Hartevioğlu, Ankara: Koza Yayın Dağıtım, 1996, s.
169.